22 Nisan 2015 Çarşamba

Mak Mek Mak Mok


6 Şubat

O kadar Çinli'nin çekiğin arasından bul, kendine çek havaya kaldır. Tahta bavuluyla İstanbul'a gelmişin şaşkınlığına maruz kal, sarılacak an bulama.

Sebahat Abla

Yağmur ve Üsküdar. Çorba ve tedavi, komik videolar ve akabinde sihirli dokunuş. Zor ama zorluğuna değen cinsten.

Muhteşem Güzellik

Aslında o değil ilki. Ama yine de biletleri hala baki.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Kitap ve film. Hamur İşleri, Nihal ve dostluk.

Yaşım Çocuk

Bizim, bize ait. Buğulu ses, kemanın büyülü tınısı. Sarıl, sımsıkı sarıl.

24 Temmuz

Doğdu, geç oldu ama beni buldu.

16 Ağustos

Doğdum, aradım ve buldum. İyi ki buldum.

18 Ekim

Seviyorsan git konuş bence. ''Hayatına devam etme istedim''den çok daha ötesi aslında.




Tarihim, talihim.

20 Şubat 2015 Cuma

Ramdidam Ramdidam


-Merhaba.
-İş buldum. Karşınızda koskoca Customer Service Specialist duruyo, ayık olun yani benden uyarması.
-''Mevsimler tam yaşanmıyo, hep bu küresel ısınmadan'' falan eyvallah haklısınız ama, şu son bir kaç gündür çok tatlı bir sonbahar var İstanbul'da. Karaköy'den Beşiktaş'a sahil yolundan yürürken, kulağımda The Boxer Rebellion'ın We Have The Place Surrounded eşliğinde klibimi bile çektim.
-Oh Land nefis grup, çiçek gibi. O bozuk Türkçesiyle Azeri solist elemanın söylediği şarkılar tam orana dokunuyor.
-Bu postu yazmaya başlayalı neredeyse 4 buçuk ay olmuş, yarıda bırakmışım; yarıda kalmış bir şekilde. Bu süre zarfında şirketin satış departmanına geçtim, şimdi ise ajanstayım. Yeni görevim İçerik Yöneticisi, bakalım hayırlısı.
-Sizden ayrı kaldığım bu süre zarfında -asdgasdgasdf- kahve bağımlılığı geliştirdim; hatta öyle bir seviyeye geldi ki bu bağımlılık bazı geceler kalp çarpıntısı yüzünden rahat uyuyamıyorum. Hatunumla arayı düzelttik, yıldönümümüzü bile kutladık. Kıps.
-Everything is Wrong. Indie'nin babası, benim ise dinlemeyi uzuuunn zamandır ihmal ettiğim Interpol'den çok çok acayip bi şarkı. Sanki içindesin şarkının, ama kelimelere dökmesi biraz zor bir his bu. Siyah-beyaz klibi ayrıca nefis, dinleyin dinletin.
-Lucarellibreitner ve HappyBlueMondays yakın durmanızı tavsiye ettiğim iki blog. Biliyorum, blogların eski etkinliği yok eyvallah; ancak biri müzik ve edebiyatla alakalı, diğeri ise ülke gündemi ve medya/olayların iç yüzünü anlatan bloglar. Benden naçizane tavsiye.
-Gelecek internette. Yeni bir şey söylemediğimin elbette farkındayım, ancak farkında olmadığım şey şayet kendime bir gelecek yaratacaksam dijital marketing,e-ticaret vs gibi mevzulara yakın durmam gerekiyor. O yüzden -kendi çapımda- çalışmalara başladım.
-Spora başladım, şu 3-4 günlük korkunç kış koşulları yüzünden aksadı ama devam edeceğim. Bu göbek gidecek, başka yolu yok!
-Futboldan çok uzak kaldım; takip etme manasında. Yine dergiye yazıyorum -eskisi kadar her hafta olmasa da-, Son Baskı FK diye çok güzel bir takımımız var formalı mormalı orada asil yedek olarak ikinci yarılarda boy gösteriyorum falan oldukça keyifli. Son izlediğim maç, yani göz ucuyla değil hakkını vererek Afrika Kupası finaliydi. Fildişi'nin kupayı almasına sevindim, Herve Renard reyize tekrar hayran oldum. Tek üzüldüğüm oyuncu, şu altın jenerasyonun amiral gemisi Drogba oldu. Nasip, kısmet bu işler.
-Plant vs Zombies dünyanın en iyi mobil oyunu. En azından benim için.
-Aralık başından itibaren 8 tiyatro oyunu izledim, iki tanesi vasattı yalnızca. Tiyatro apayrı bir dünya, bir daha bu kadar ayrı kalmam umarım.
-Çok az okuyorum, internette gün içinde okuduklarımı saymıyorum pek; sonuçta kitabın yerini tutmaz.
-Onur Özdemir'e çok kızgınım, ayrıca sanırım nefret de ediyorum. ''Kokumdasın ki güç bela sürünüp bulduğum''dan Ayşe Hatun Önal ile şarkı yapmaya varan müzik kariyerini yaratan karanlığı lanetliyorum be abi.
-Arayı açmayalım bi daha bu kadar.