6 Temmuz 2018 Cuma

O-f




-Helö.
-''Kırmızı oda düşle, yerde uzanmış.''
-Bitmeyen Cuma ve diğerimsi günler.
-Tavanlara takılması gereken lambalar var.
-Bir afişe ihtiyacım var, veyahut poster-imsi. Yo yo hayatımı afişe etmek için değil, sürpriz.
-Doğarken ağladı insan, muson olsun MUSON :(
-Bir şarkı kaç tekrardan sonra sıkar ya da şöyle diyelim, bir şey demeyelim vazgeçtim. Neyse-Of, 7 yıl daha dinlerim muhtemelen. İnsanın içindeki boşluğa sesleniyor şarkı, karanlığa. Ama bunu olumsuz olarak anlamamak lazım, şahsi kanaatimce.
-''Yemyeşil bir yol gibi duruyorken hayat önümde.''
-Şahsi bir şeyleri ara ara yazıya dökmek iyi belki de, yıllar geçerken bir nevi kişisel mihenk taşı -ecnebi deyimiyle milestone- koyuyorsun bir yerlere. Abarttım sanırım biraz.
-Yetişkin olmanın getirdiği ve asla bir yere ayrılma niyetinde olmayan yorgunluğa maruz kalıyoruz sevdicekle. Yeni bir evin yeni mobilyaları üzerinde yorgunluktan sızıp kalan bir güzellik, herkese nasip olmaz. İyi ki'm.
-Altıncı maddemsiye komik bir şey yazıp akışı bozmuşum iyi mi?
-İyi.
-Sebebi sanırım bu aralar fazlaca Cengillo&Erdillo'ya maruz bırakmam kendimi. İlk çalıştığım yerde de dinlerdim onları, muazzam adamlar iyi ki varlar.
-Yine Of'tan bahsedeceğim, tutamıyorum kendimi. ''Tek dileğim şudur duy artık feryadımı'' demiş adı güzel Hariçten Gazelciler abiler, Selim Kırılmaz da almış arş'a taşımış şarkıyı. Tanrı'ya veya başka bir yaratıcıya veya her ne haltsa ona sesleniyor, yakarıyor ama o kadar içten ki zerre şüphe duymuyorsun gerçekliğinden. Vay be, cidden vay be.
-Keşke daha çok radyo dinlesem ve daha çok şiir okusaydım.
-Tepedeki albüm kapağı bir nevi varoluş sancılarına girip asla çıkamamış Küçük Prens gibi geliyor bana, sizce?
-28 yaş yolun kaçta kaçı eder?
-Anne, bitti.